Özgür Altun Biyografi
Özgür Altun – Biyografi
Özgür Altun, 1978 yılında Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Veliköy köyünde dünyaya geldi. Müziğe olan ilgisi ve enstrümanlarla kurduğu bağ henüz çocukluk yıllarında başladı. Mahalli sanatçı olan babası Şerafettin Altun ile birlikte köy düğünlerine gider, küçük yaşlarda davul çalarak geleneksel müziğin ve düğün kültürünün içinde yetişirdi.
Çocukluk yıllarında hayatının yönünü belirleyen en önemli isimlerden biri, Türkiye’nin ilk mey ve zurna icracılarından ve yapım ustalarından Cabbar Usta (Cabbar Bozkurtlar) oldu. Mey ve zurna yapımını öğrenmeye duyduğu büyük merak nedeniyle zaman zaman evden kaçarak Cabbar Usta’nın yanına giderdi. Burada yalnızca bir enstrümanın nasıl yapıldığını değil; ağacın, kamışın, sesin ve ustalığın birbirleriyle olan ilişkisini de öğrenmeye başladı. Bu yıllarda edindiği bilgi ve tecrübeler, ileride geliştireceği kendi yapım anlayışının temelini oluşturdu.
Lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a taşındı. Bir süre farklı işlerle uğraşmasına rağmen çocukluğundan beri içinde taşıdığı müzik ve enstrüman yapım tutkusu ağır bastı ve yeniden müzik hayatına döndü.
Çocukluk yıllarında Cabbar Usta’nın yanında edindiği bilgi ve tecrübelerden yola çıkarak mey ve zurna yapımına başladı. Ağaç seçimi ve işlenmesinden enstrümanın ölçülerine, ses yapısından kamış uyumuna ve akorduna kadar üretimin her aşamasıyla ilgilendi. Yaptığı enstrümanları aynı zamanda bir icracı olarak çalıyor, deniyor ve geliştirmeye devam ediyordu. Böylece çocukluk yıllarında başlayan merakı, İstanbul’da profesyonel bir enstrüman yapımcılığı yolculuğuna dönüştü.
Bu dönemde Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi’nde müzisyen olarak görev yapmaya başladı. Kurum Müdürü İsmail Çelik ve Müdür Yardımcısı Mustafa Şahin, Özgür Altun’un müzikal çalışmalarına ve kendisini geliştirmesine önemli desteklerde bulundu. Altun’un geleneksel müziğe, enstrüman icrasına ve yapımcılığına duyduğu ilgiyi destekleyen bu yaklaşım, onun profesyonel müzik hayatının gelişmesinde önemli bir yere sahip oldu. Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi, bu yönüyle Özgür Altun’un hem müzisyen hem de enstrüman yapımcısı kimliğinin geliştiği önemli duraklardan biri haline geldi.
Özgür Altun burada Taner Tanışman ile de tanıştı. Tanışman, Altun’un müzik hayatında önemli bir yere sahip oldu ve müzikal gelişimine büyük destek verdi. Altun, Anadolu’nun farklı yörelerine ait birçok halk oyunu müziğini ve bu müziklerin kendine özgü icra biçimlerini ondan öğrenerek repertuvarını ve müzikal birikimini geliştirdi.
Özellikle Taner Tanışman’ın Binali Selman’ı ve onun zurna icrasındaki önemini anlatması, Özgür Altun’un zurnaya bakışında önemli bir dönüm noktası oldu.
Binali Selman, güçlü ve kendine özgü icra anlayışıyla zurnayı başka bir boyuta taşıyan, enstrümanın geniş kitleler tarafından tanınmasına ve genç kuşaklar tarafından sevilmesine önemli katkılar sağlayan büyük ustalardan biriydi.
Taner Tanışman’dan dinlediği anlatımların ardından Özgür Altun, Binali Selman’ın kasetlerini yoğun biçimde dinlemeye başladı. Onun zurna tavrını, nefes kullanımını, melodik ifadelerini ve yorum anlayışını dikkatle takip ederek kendi icrasını geliştirdi. Çocukluk yıllarında Cabbar Usta’nın yanında başlayan zurna serüveni, Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi’nde edindiği müzikal birikim ve Binali Selman’ın kayıtlarından aldığı ilhamla daha ileri bir seviyeye taşındı.
Taner Tanışman’dan öğrendikleri ve Binali Selman’ın kayıtlarından edindiği müzikal anlayış, Özgür Altun’un yalnızca bir enstrüman yapımcısı olarak değil, aynı zamanda bir zurna icracısı olarak gelişmesinde de önemli bir yere sahip oldu.
Bu süreçte duduk ile tanışması ise sanat hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Özellikle Ertan Tekin’in kayıtlarından ve sahne performanslarından çok etkilendi. Duduk sesinin karakteri, ifade gücü ve kendine özgü tınısı Altun’un ilgisini çekti ve duduk yapımı üzerine yoğunlaşmaya başladı.
O yıllarda Türkiye’de profesyonel standartlarda duduk yapan ustaların çok az olması, yaptığı enstrümanların kısa zamanda dikkat çekmesini sağladı. Ünlü Ermeni duduk sanatçısı Süren Asaduryan, Özgür Altun’un yaptığı dudukları merak ederek atölyesini ziyaret etmeye başladı.
Altun için bu karşılaşmalar aynı zamanda önemli bir öğrenme süreci oldu. Asaduryan’ın bilgi ve tecrübelerinden yararlanarak dudukta doğru çalım tekniğinden akort sistemine, kamış kullanımından geleneksel Ermeni duduk tavrına kadar pek çok konuda kendisini geliştirdi.
Yıllar süren çalışmalarının sonucunda Özgür Altun, geleneksel Ermeni duduğunu özgün yapısına sadık kalarak profesyonel standartlarda üretmenin yanı sıra, enstrümanı geleneksel Ermeni tavrı ve tekniğiyle profesyonel düzeyde icra etmeye başladı. Bugün Türkiye’de bu tavrı ve icra tekniğini profesyonel seviyede sürdüren sayılı duduk icracılarından biri olarak çalışmalarına devam etmektedir.
Ancak Altun’un ustalık yolculuğu yalnızca geleneksel enstrümanları olduğu gibi üretmekle sınırlı kalmadı. Yıllardır yaptığı ve çaldığı mey, onun için çözülmesi gereken önemli bir teknik probleme sahipti.
Geleneksel meyin karakteristik ve güçlü sesi, özellikle profesyonel sahne ve stüdyo ortamlarında akort sorunları nedeniyle zaman zaman istenilen sonucu vermiyordu. Hava koşulları, sıcaklık, nem ve mey kamışının esnek yapısı nedeniyle enstrümanın akordu değişebiliyor; orkestra içerisinde ve hassas stüdyo kayıtlarında küçük detone ve sürtone problemleri ortaya çıkabiliyordu.
Özgür Altun uzun yıllar boyunca bu problemin çözümü üzerinde çalıştı. Bir yapım ustası ve icracı olarak, meyin geleneksel ses karakterini kaybetmeden müzisyene akort üzerinde kontrol sağlayacak bir sistem geliştirmeyi amaçladı.
Bu çalışmalar sonucunda Akortlu Sistem Mey ortaya çıktı.
Özgür Altun tarafından geliştirilen sistem sayesinde meyin akordu yaklaşık yarım tona kadar pestleştirilebilmekte veya dikleştirilebilmektedir. Böylece müzisyen, sahnede orkestraya göre enstrümanının akordunu ayarlayabilmekte; stüdyo kayıtlarında ise küçük akort farklılıklarından kaynaklanan detone ve sürtone sorunlarını çok daha kontrollü biçimde giderebilmektedir.
Akortlu Sistem Mey, geleneksel meyin ses karakterini ve icra anlayışını korurken, enstrümanın günümüz profesyonel sahne ve stüdyo koşullarına uyum sağlamasına yönelik önemli bir yenilik olarak Özgür Altun’un enstrüman yapımındaki çalışmalarının merkezinde yer almaktadır.
Özgür Altun bugün mey, duduk, zurna ve geleneksel nefesli çalgılar üzerine çalışmalarını; enstrüman yapımcısı, icracı ve geliştirici kimliğiyle sürdürmektedir.
Çocukluk yıllarında Artvin’in bir köyünde babasıyla düğünlerde davul çalarak başlayan müzik yolculuğu; Cabbar Usta’nın yanında edindiği geleneksel yapım bilgisi, İstanbul’da başlayan profesyonel enstrüman yapımcılığı, Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi’nde aldığı destek ve edindiği müzikal birikim, Taner Tanışman’ın aktardıkları, Binali Selman’ın icrasından aldığı ilham ve duduk alanında yıllar içerisinde geliştirdiği ustalıkla şekillendi.
Gelenekten aldığı bilgiyi korumayı temel ilke edinen Altun, aynı zamanda geleneksel çalgıların günümüz müzik dünyasının ihtiyaçlarına cevap verebilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda hem geçmişten gelen yapım ve icra kültürünü yaşatmakta hem de geliştirdiği yeni sistemlerle bu kültürün geleceğe aktarılmasına katkı sağlamaktadır.
Özgür Altun, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak kabul edilerek geleneksel sanatlar ve kültürel miras kapsamında kayıt altına alınmıştır. Bu unvan, yıllar boyunca sürdürdüğü enstrüman yapımı, icrası ve geleneksel bilgi birikiminin gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki çalışmalarının önemli bir göstergesidir.